|
TEKNİK ANALİZ
TEMEL TERİMLER
DOW TEORİSİ
FİYAT FORMASYONLARI
FİYAT
GRAFİKLERİ
İNDİKATÖRLER
TREND ÇİZGİLERİ
DOW TEORİSİ
Charles Dow
Hayatının büyük
bir bölümünü ekonomi yazarlığı yaparak geçiren Charles Dow, 6 Kasım 1851'de
Connecticut'ta dünyaya gelmiştir. Çiftçi bir babanın oğlu olan Charles Dow
kendisine meslek olarak gazeteciliği seçmiş ve ölümüne kadar çeşitli
gazetelerde muhabirlik ve editörlük yapmıştır.
Bir maden
kasabası olan Leadville, Colorado'da finans muhabirliği yapmaya başlayan
Charles Dow, konusunda daha iyi çalışmalar yapabileceği New York'a yerleşmiş
ve Wall Street'te Maden Borsası ile ilgili bir iş bulmuştur. Kısa zamanda
güvenilir ve finans konusunda uzman bir muhabir olarak geniş çapta bir ün
kazandıktan sonra Edward D. Jones ile karşılaştığı Kiernen Haber Ajansında
göreve başlamıştır.Kasım 1882'de Charles Dow ve Edward D. Jones Kiernen'dan
ayrılarak Dow Jones & Company'yi kurmuşlardır. Çalıştırdıkları muhabirlerin
topladıkları piyasa haberlerini ertesi gün için derleyip yayınlayarak The
Wall Street Journal'ın ilk tohumlarını atmışlardır.
The Wall Street
Journal ilk olarak 8 Temmuz 1889'da yayın hayatına başladığında Charles Dow
gazetenin editörlüğünü yapmaya başlamış ve gazetesinde finans ve yatırım
gözlemlerini, fikirlerini yayınlamaya başlamıştır.
Dow Teorisi
Modern Teknik
Analizin atası olarak nitelendirilen Charles Dow'un The Wall Street Journal
gazetesinde 1900 - 1902 yılları arasında yayınlanan makalelerinden
derlenerek ortaya çıkarılan Dow Teorisi, teknik analiz metodlarının en
eskisi ve hakkında en çok araştırma yayını yapılmış olanıdır.
Teorinin amacı,
hisse senedi piyasasının yönünü (trendini), genel iş dünyasının gidişatı ile
ilişkilendirmek, kısa vadeli fiyat hareketlerini gözardı ederek hisse senedi
piyasasının genel yönünü tahmin etmeye çalışmak ve bu sayede belirlenen
trendin doğru zamanda doğru tarafında yer alabilmektir.
Örnek bir
çalışmanın bize gösterdiğine göre 1897 yılında Dow Jones Industrial
Average'dan $44'lık hisse senedi satın alan bir yatırımcı, Dow Teorisi'nin
her "sat" sinyalinde hisselerini satıp, bir sonraki "al" sinyalinde tekrar
alım yaptığı takdirde, 1897'de $44 olan yatırımı 1990'da $51.268'a
ulaşacaktır (Bu örnekte Dow Teorisinin 1897 yılında var olduğu
farzedilmiştir. Aslında Dow Teorisi ilk olarak 1900 yılında yayınlanmıştır).
Eğer yatırımcı 1897'de $44'a aldığı hisse senetlerini alım-satım yapmadan
1990 yılına kadar elinde tutmuş olsaydı, portföyü sadece $2500'a
yükselebilecekti. Gerçekte bu örnek yaşanmış olsaydı, edinilen kazanç
üzerinden yüksek oranlarda işlem komisyonları ve gelir vergisi kesintileri
yapılsa dahi Dow Teorisi'nin "satın al ve tut" stratejisine göre daha fazla
kazandıran bir strateji olduğu görülebilmektedir.
Dow Teorisi'ne
göre, hisse senetlerinin büyük çoğunluğu piyasanın temelinde var olan bir
trendi izlemektedirler. Sözkonusu hisse senedi piyasasını tanımlayabilmek
için Charles Dow 1897 yılında iki endeks tanımlamıştır: 12 adet endüstri
şirketi hisse senedinden oluşan Dow Jones Industrial Average ile 12 adet
demiryolu şirketi hisse senedinden oluşan Dow Jones Rail Average.
Dow Jones Rail
Average'in adı ileriki yıllarda ulaşım sektörüne kara ve hava taşımacılığı
da dahil olduktan sonra Dow Jones Transportation olarak değiştirilmiştir.
1929'da Utility Average'in oluşturulması ile temel endeks sayısı 3'e
çıkmıştır. Bugün;
| Dow
Jones Industrial Average'de |
30 şirket |
|
Dow Jones
Transportation Average'de |
20 şirket |
|
Dow Jones
Utility Average'de |
15 şirket |
İşlem
görmektedir.
DJIA (Dow Jones
Industrial Average) ve DJTA (Dow Jones Transportation Average) endekslerinin
oluşturulmasının ardındaki mantık, bu iki sektörün birbirinden bağımsız
olması; fakat faaliyet konuları dolayısıyla da birbirleri ile de ilişkili
olmalarıdır. Üretim sektöründeki şirketler, ürünlerini piyasaya sunmak için
ulaşım sektöründen faydalanmak zorundadır, bu sebeple üretim sektöründeki
iyi yöndeki gelişmeler ulaşım sektörünü de olumlu yönde etkileyecektir. Eğer
bir sektör diğerinden daha iyi bir performans gösterecek olursa endekslerin
trendlerinde bir ıraksama (birbirinden uzaklaşma) görülecektir. Bir sektör
endeksinin trendi diğerini yakalayamaz ve aradaki fark büyürse, piyasada
önemli bir dönüş yaşanacağı söylenebilir.
1900'lü yılların
ilk başlarında Charles Dow tarafından bu prensiple birlikte diğer
çalışmaları, kendisinin ardından gelen ve çalışmalarını devam ettiren
William Peter Hamilton tarafından geliştirilip düzenlenerek bugün bilinen
Dow Teorisi oluşturulmuştur. Derlemelerini 1922 yılında "Stock Market
Barometer" adlı bir kitapta yayınlayan William Peter Hamilton'dan sonra
Robert Rhea 1932'de "Dow Theory" adlı çok daha tamamlayıcı ve düzenli bir
kaynak yayınlamıştır. Yayınlanmış bu çalışmalardan hareketle Dow Teorisini 6
başlık altında toplayabiliriz:
1.
Ortalamalar (endeksler) bize her şeyi anlatır:Bir hisse senedinin fiyatı, o
hisse hakkındaki anlık veya potansiyel tüm duygu, yargı ve haberleri
yansıtmaktadır. Yatırımcılar duydukları haberleri hemen başkalarına
iletirler. Haberin olumlu veya olumsuz oluşu arz ve talebi, dolayısiyle
hisse senedinin fiyatını etkileyecektir. Bu sebeple piyasa katılımcılarının
bilgisi dahilinde olan herşey fiyatı etkileyecek, fiyat verileri ile
hesaplanan endeksler de herşeyi yansıtacaktır.
2.
Piyasada üç temel hareket (trend) vardır:Herhangi bir zamanda hisse senedi
piyasasını etkileyen ve birbiri içerisinde gerçekleşen üç hareket (trend /
akım) vardır.
·
Ana (Primary) Trend
;Yükselen (bull) veya düşen (bear) piyasa trendini gösteren ana trend, bir
yıldan birkaç yıla kadar süren bir dönem içerisinde gözlemlenebilmektedir.
Yeni oluşan fiyat eski fiyata göre yüksekse (higher-highs, higher-lows) ana
trend yükseliş yönündedir. Eğer yeni fiyatlar eski fiyatlara göre daha
düşükse, (lower-highs, lower-lows) ana trend düşüş yönündedir.
·
İkincil (Secondary) Trend;Yükselen
bir piyasadaki önemli düşüşler veya düşen bir piyasadaki önemli yükselişler
olarak gerçekleşen ikincil trendler bir aydan birkaç aya kadar sürmektedir.
İkincil Trendler ana trendin ara, düzeltme reaksiyonları olarak oluşurlar.
Genellikle bir önceki ikincil hareketin 1/3'ü ile 2/3'ü arasında hareket
ederler. Aşağıdaki grafikte Ana Trend (A) ve İkincil Trendler (B ve C) ile
gösterilmektedir.

·
Küçük (Minor) Trend;Bir
günden üç haftaya kadar süren minor trend kısa vadeli olduğundan ve
manüpülasyonlara maruz kalabileceğinden uzun vadeli yatırımcıları yanlış
yönlendirebilirler. İkincil trend birkaç minor trendden oluşmaktadır.
Ana ve ikincil
trendler uzun süreli olduklarından manipülatif hareketlerden
etkilenmemektedirler, çünkü manipülasyonlar bu kadar uzun süremezler.
3.
Ana trendler üç aşamadan (phase) oluşmaktadır:İkinci prensipte açıkladığımız
gibi en önemli piyasa hareketi olarak nitelendirilen ve hem düşüş hem de
yükseliş yönünde gerçekleşebilen ana trend, bir yıldan birkaç yıla kadar
sürmektedir. Ana trendin gelişimi ve sonuçlanması üç aşamadan oluşmaktadır.
Yükselen (bull/bullish)
trendin aşamaları ;Birinci
aşama bilinçli yatırımcıların ekonomik iyileşme ve uzun vadeli büyüme
beklentilerinden kaynaklanan yoğun alımları ile başlamaktadır. Genel piyasa
koşulları sıkıntılı ve karamsardır. Bilinçli yatırımcılar bu sıkıntıdan
etkilenerek satılan hisse senetlerini satın alırlar.
İkinci aşamada
genel ekonomik koşullarda düzelme ve şirket karlarında artışlar görüldükçe
piyasadaki diğer yatırımcılar da alıma başlarlar.
Üçüncü ve son
aşamada ekonomik koşullar oldukça iyi görünmekte ve şirket karlılıkları
rekor düzeylerde gerçekleşmektedir. Bu olumlu piyasa şartlarında, karamsar
yatırımcılar da dahil olmak üzere herkes fiyatların daha da yükseleceği
düşüncesi ile daha çok hisse senedi almaya başlar. Bu aşamada bilinçli
yatırımcılar devreye girerler ve düşüş beklentileri olduğu için ilk aşamada
satın almış oldukları hisse senetlerini satmaya başlarlar, yani karlarını
realize eder, ve olası düşüşlere karşılık önlem almaya başlarlar.
Aşağıdaki
grafikte yükseliş trendi için üç aşamalı alış-satış hareketleri
gösterilmektedir.

(A: Birinci
aşama, B: İkinci aşama, C: Üçüncü aşama)
Düşen (bear/bearish)
trendin aşamaları;
Bir düşüş trendi, bilinçli yatırımcıların düşüş trendi beklentileri ve
karlarını realize etmek amacıyla ellerindeki hisse senetlerini satmaları ile
başlamaktadır. Yükseliş trendinin sonunda fiyatlar yükselmiş ve piyasa aşırı
doyum noktasına ulaşmıştır. Artık fiyatların daha fazla yükselmeyeceğini
düşünen ve karlarını realize etmek isteyen yatırımcılar, ellerindeki hisse
senetlerini satmaya başlarlar ve fiyatlar bu aşamada düşmeye başlar.
İkinci aşamada
ekonomik koşullar kötüye gitmeye başlar ve şirket karlılıklarında önemli
düşüşler görülür. Buna aşırı arz nedeniyle hisse senedi fiyatlarındaki düşüş
de eklenince daha çok sayıda yatırımcı satışa başlar.
Son aşamada da
kötü piyasa heberleri yayılmaya başlar ve yatırımcılar hisse senetlerinin
gerçek değerini gözönüne dahi almadan panik bir şekilde satmaya devam
ederler.
Düşüş trendi sona
erdikten sonra resesyondaki iyileşme beklentileri ile birlikte bilinçli
yatırımcılar tekrar yoğun hisse senedi alımlarına başlarlar ve böylece yeni
bir yükseliş trendine girilir.
4.
Endeksler birbirlerini doğrulamalıdır ; Industrial Average (DJIA - Dow Jones
Industrial Average) ve Rail Average (DJTA - Dow Jones Transportation Average)
Endeksleri trenddeki bir değişimi işaret edebilmek için aynı yönde hareket
etmek zorundadır.
Her iki trend de
bir önceki tepe değerinden daha fazla yükselerek düşüş trendinin bittiğini
veya bir önceki en düşük seviyeden daha aşağı düşerek yükseliş trendinin
sona erdiğini onaylamalıdır.
Aşağıdaki
grafikte her iki endeks de bir önceki tepe değerinden daha fazla yükselerek
yeni trendin başladığını işaret etmektedir.

5.
İşlem Hacmi (volume), trendi onaylamalıdır; Dow Teorisi hisse senedi fiyat
hareketleri üzerine kurulmuştur. Fiyat hareketlerinin yetersiz kaldığı
belirsizlik durumlarında işlem hacmi verilerinden faydalanılmaktadır.
İşlem Hacmi
grafiği ana trend doğrultusunda hareket etmelidir. Fiyat artarken işlem
hacmi zayıf kalıyorsa veya fiyat düşerken işlem hacmi artıyorsa süregelen
trendde bir değişim olacağı söylenebilir.
Aşağıdaki
grafikte yükselen ana trendi onaylayan işlem hacmi grafiği görülmektedir.

6.
Kesin bir dönüş sinyaline kadar trend aynı kalır;Yükseliş trendini yeni
fiyatların eskilerine oranla yüksek olması (higher-highs, higher-lows)
şeklinde tanımlamıştık. Bir yükseliş trendinin sona ermesi için en azından
bir kez yeni fiyatın eskisinden düşük olduğunu görmemiz gerekmektedir (düşüş
trendi için de tersi durum sözkonusudur). Ayrıca iki endeksten sadece bir
tanesindeki kesin dönüş tek başına yeterli değildir, diğer endeks tarafından
da bu dönüşün onaylanması gerektiği unutulmamalıdır.
Bir ana trend
için hem DJIA hem de DJTA tarafından düşüş sinyali verilirse yeni trenddeki
düzensizlikler daha büyük oranlarda gerçekleşir. Bununla birlikte bir trend
ne kadar uzun sürerse o trenddeki düzensizlikler gittikçe azalış gösterir.
Aşağıdaki
grafikte C düşüş trendinin A (higher-high) ve B (higher-low) noktalarından
sonra sona erdiğini görebiliriz.

Diğer
Yorumlar
Fiyat
hareketleri trendi belirlemektedir
Yükseliş trend
sinyali yeni fiyatların eskilerinden yüksek olması durumunda veriliyordu
(düşüş trendi için ise tersi durum sözkonusudur). Aşağıdaki (a) örneğinde X
noktasında bir düşüş hareketiyle kesilen yükseliş trendi görmekteyiz. Bu
örnekte üç adet yeni yüksek tepe (higher-high) ve üç adet de yeni yüksek dip
(higher-low) görülmektedir. Trend üçüncü düşüşten sonra tekrar yükselmiş
fakat yeni bir yükseliş yapamamış ve üçüncü (önceki) tepeyi geçememiştir.
Daha sonra gerçekleşen düşüş, ortalamayı aşağı çekerek bir düşüş trendini
başlatmıştır
.
(b) örneğinde,
yükselmekte olan bir piyasada üçüncü çıkış gerçekleştikten sonra ortalama,
bir önceki dip noktasının da altına düşerek düşüş sinyalini vermeye
başlamaktadır. Bu örnekte X değeri düşüş trendinin ilk dip noktası değil,
yükseliş trendinin son parçasıdır. Dow Teorisi ile ilgilenenlerin çoğu X
noktasını bir düşüş sinyali olarak nitelendirmeyip Y noktasını beklemeyi
tercih etmektedirler. Bu gibi belirsiz durumlarda yorum yapabilmek için bazı
ek göstergelere de başvurmak ve önlemler almak gerekmektedir.
Eğer işlem hacmi verileri, düşecek bir piyasayı işaret ediyorken açık bir
şekilde manipülatif olan yükseltici hareket gözlenecek olursa, bu durumda
piyasanın düşme ihtimali oldukça yüksektir.
Bu gibi
özelliklerin görülemediği durumlarda şüphede kalmadan dikkatli karar
verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, teknik analiz kanıtların ağırlıklarından
yola çıkarak trendlerin dönüş noktalarını belirlemek üzerine kurulmuştur.
Dow Teorisi bu kanıtlardan sadece biridir. Eğer birkaç indikatör daha bu
belirsiz X noktasında bir trend dönüşünü gösteriyorsa burada trendin
döneceğine artık kanaat getirebiliriz.
(c) ve (d)
örnekleri düşen bir piyasadaki belirsizlik noktalarını göstermektedir.
Aşağıdaki
grafikte de bir ana yükseliş veya düşüş trendi dönüşü sonucunda bir doğru
oluştuğunda bunu süregelen ana trend içinde bir hareket mi yoksa yeni bir
ana trendin ilk basamağı mı olduğunun ayrımını görebilirsiniz. Bu nokta, Dow
teorisinin en kritik ve yorumlanması en güç noktasıdır.

Unutulmaması
gereken bir nokta, ikincil hareketler bir önceki ana trendin en az 1/3'ünü
tekrarlamalı ve kendinden önceki diğer ikincil hareketin sonuçlanmış olması
gerekmektedir. Aynı zamanda ikincil hareketler en az 3-4 ay kadar devam
etmelidir.
Bir diğer ipucu
da, işlem hacmi verileri ile, süregelmekte olan ana trendin olgunluğudur.
Eğer piyasada üçüncü aşama olarak adlandırılan spekülasyonlar, yanlış
umutlanmalar, yaygın bir karamsarlık hüküm sürüyorsa ana trendin dönüş
noktasındaki düzensiz hareketler daha fazla olacaktır, fakat kısa sürelidir.
Özetle, Dow Teorisi piyasanın ana trendinin süresini ve büyüklüğünü değil,
yönünü belirlemekte kullanılmaktadır. İki endeksin birbirini onaylaması
kaydıyla bir dönüş noktasında yeni bir trendin başlayacağı varsayımı
yapılabilir.
Yükselen ve
düşen piyasaların her ikisi de üç aşamada gerçekleşmektedir. Bu aşamaların
belirlenmesi ve fiyat/işlem hacmi arasındaki ilişkinin doğru kurulması
sonucunda mevcut trenddeki değişimi anlayabilmek için yeterli indikatörler
belirlenmiş olur.
.
|